jump to navigation

Neden film izlemeyi seviyorum ki :) Mayıs 8, 2009

Posted by elfnur in Kutsal Amaçlar, Neden Sinema.
Tags: , , , , ,
add a comment

Hoşlandığım ve eğlenceli bulduğum  içindir. Tabi bu bir sebep…

Yaşamımla ya da öğrendiklerimle bağlantılar kurduğum için bana heyecan verir. Bu da bir sebep…

Ya da yeni bakış açıları yakalar benim için. Bende var olan istidatların farkına varmamı sağlar. Bu da bir sebep…

Allah’a yakınlaştırır, Cenab-ı Allah’ın harika sanatlarını görmemi sağlar. İşte gerçek sebep…

Fakat her filmde istenilen sonucu yakalayamıyorum. Onun için de seçici olmak zorundayım.

Peki niye eleştiriyorum?

İnsanoğlu olupta doğruyu yanlışı, iyiyi kötüyü ayırt eden aklımda olduğuna göre düşünmemek elde değil. Eleştirmeninde bunun doğal sonucu olarak görüyorum.

Bunun içindir ki;  eleştireceğim ki güzellikler oraya çıktığı gibi çirkinlikler de akmalı yazılarımdan…

Japon korku filmleri üzerine Kasım 3, 2008

Posted by saika in Kötü Filmler, Çok korkunç filmler.
Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,
add a comment

Bol korkulu japon korku filmi hazırlamak için gerekli malzemeler:

*Bir adet japon çocuk. Elde böyle bir imkan yoksa, sonrasında kısmen tanınmaz hale geleceği için Çinli bir çocukta işimizi görecektir.

*Siyah göz kalemi.

*Bol pudra.

*Peruk.

Uygulanışı:

Sahnenin bir dip köşesine oturttuğumuz bir adet japon çocuğu bol pudra yardımıyla suratını beyaz hale getiriyoruz. Ardından siyah göz kalemiyle göz çevresini boyuyoruz, ardından peruğu çocuğumuza giydirip gözlerini kameraya dikerek hiç kımıldamadan bakmasını istiyoruz. İşte bu kadar.

Milliyetçilik ve Primeval Ekim 25, 2008

Posted by saika in Afrika üzerine, Kutsal Amaçlar, Zamazingo Filmler.
Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,
add a comment

Bir afrika atasözü der ki: “Afrika’da her sabah bir ceylan uyanır, en hızlı aslandan daha hızlı koşması gerektiğini; yoksa öleceğini bilir.” Afrikalı derken afrika asıllı bazı Amerikalılardan bahsetmiyorum tabii ki. Çünkü onlar “Primeval” izliyorlar. Ve Primeval diyor ki: Eğer afrika asıllı bir Amerikalı isen baba toprağına lanet etme zamanın geldi. Aldığın her nefesi Amerika’ya borçlusun ve bu yüzden ömrünün sonuna kadar onun istediği gibi biri ol veya öl. Kötü yanı şu ki, Primevaldeki Afrikalı Amerikan, hem oluyor hem ölüyor.

primeval

Bir Afrikalı kimin umrunda…

Benim umrumda!

Sen de kimsin?!

Kısacası filmi, konusu her ne giz altına gizlenirse gizlensin ırkçılık kokusu rahatsız ediyor. Kimi rahatsız etmez ki…

Kısacası filmin yapımcısı filmi yine amacı doğrultusunda törpülemiş. Törpülenen yerler bariz.

Kısacası filmi bu konuda ileri gittiği ve bunu komik enjekte ettiği gerekçesiyle izlemeye dahi değmez buluyorum.

Polen Gücü’nün Günümüze Etkileri Haziran 18, 2008

Posted by saika in Animasyon, Bu Filme Şiir Yazılır, Etkileyici Filmler, Tavsiye Filmler, Çocuklara Uygun Filmler.
Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,
add a comment

the beeArılar her zaman dünyayı değiştirmek istemişlerdir. Mesela Aristo, Aristoteles. Fakat bu zekaları kuralların önüne geçince dünyanın dengesi bir anda altüst oluyor. Tıpkı insanların yaratılışlarından uzaklaştıklarında kulak yoluyla beynine arı ulaşan firavunlar gibi. Sinek miydi? Ne farkeder ki.

Filmin konusu ahlâk dersinden çok teknik bir ders. Polenleme olmazsa insanlar da olmaz mı? Polenleme’nin uygulamalı anlatımı ve arıların zaferi. Ve zaferin tekrar tanımlanması. Bu sefer ırkçı olmayı deneyin ve arı ırkını destekleyin zira insan ırkını tehlikeye sokabilecek silahlar ellerinde. Bunun adının insancada karşılığı “polen”. Filmi izleyince kendimi bir an arı gibi hissedip tüm dünyayı polenlemeyi istedim.

Filmde arılar ballarının izinsiz ve bedelsiz (ç)alındığını öne sürerek insanlara açtıkları davayı kazanıyorlar…

Ama insanlar haklarının izinsiz ve süresiz (ç)alındığını öne sürerek açtıkları davaları kazanamıyorlar. Bu arılar dünyasındaki yargı organları, sahte kraliçe oyunuyla sizi kendi çıkarları doğrultusunda polenleme işleminde kullanıyorlar. Ve sizin içinizden bir arı çıkıp “kral çıplak” diye bağırıyor. Ne oluyor? Hiç birşey. Zorbacı kanun koyucular “Çiçekler, polenlemenin temelidir” diyor ve sizi sahte çiçek polenlemeye zorluyorlar. Ve iş çığrından çıkıp bütün arı milleti zorbacılara karşı bir ders vermek üzere polenlememe kararı alıyorlar. Sahte kraliçe hâlâ pişman değil fakat arılar neyi ne için yaptıklarının son derece farkındalar. Ve son üç polen gökten düşüyor. Birisi “kral çıplak” diye bağıran cesur arıya, diğeri bütün arı milletine, sonuncusu ise zorbacı sahte kraliçelere…

bee movie

Not: Sonuncu polen zaten sahteydi.

Nota ek: “Kral çıplak!”

Notun ekine ek: Vızı vız vızzz.

The Village / Köy Mayıs 15, 2008

Posted by saika in Bu Filme Şiir Yazılır, Etkileyici Filmler, Kutsal Amaçlar, Tavsiye Filmler, Çok korkunç filmler.
Tags: , , , , , , , ,
add a comment

…Filmi farklı kılan sebeplere gelince, bazı tabuları yıkmak için daha üstün iradelerin ne gibi şeyler olabileceği ve “kör”menin nasıl bir şey olmadığını, ayrıca birden o yazılmış kaderin bir parçası oluşunuzu göreceksiniz…
Filmden sizin hayatınızı değiştireceğini beklemeyin, sadece iyi bir film.

Collateral Filminden kısa bir not: Mayıs 15, 2008

Posted by saika in Afrika üzerine, Kutsal Amaçlar, Zamazingo Filmler.
Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,
add a comment

ve insan ölür...

-17 milyon kişi.
Burası dünyanın en büyük 5. ekonomisi oldu.
Burada kimse birbirini tanımıyor.
Bir yazıda okumuştum.
Burada adamın biri metroya binmiş.
6 saat boyunca turlamış durmuş.
Onca zaman yanına oturan kalkanlar olduğu halde neden sonra öldüğünü farketmişler.
Kimse farketmemiş.
Hem de hiç kimse.

—————————–

-Hey Max,
İnsan Los Angeles’da metroya binince ölüyor ya,
Sence bir farkeden olur mu?

İnsanlar ölüyor, bu doğru. Büyük kentler buna daha çok tanık belki. Ölü insanların yaşadığı kentlerde sizin etrafınızda farkettiğiniz kaç ölü var? Yoksa siz de onlardan biri misiniz?

Not: Filmle ilgili okunası bir bakış açısı.

The Polar Express ve Biz Mayıs 5, 2008

Posted by saika in Animasyon, Kutsal Amaçlar, Zamazingo Filmler.
Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,
add a comment

2004 yılında çekilmiş bir Amerikan filmi. Harika bir animasyon. Başrolde Tom Hanks var. Tom Hanks gibi Hollywood starlarını bu film için toplayan amaç nedir? Sadece para? Hiç sanmam.

Filmin konusu ve amacı çok basit, hıristiyan çocuklarının dinlerini eğlenceli bir şekilde öğrenebilmeleri için hazırlanmış. Kutsal bir amaç ve Tom Hanks’te başrolde.
Bütçe: 150 milyon dolar.


Film hıristiyan inancıyla dolayısıyla hıristiyan inancı için mucize sayılan bir çok olayı çocuklar için tasvir ediyor. Aslında bir Christmas gününü anlatıyor. Gökte geyiğiyle çocuklara hediye göndermek için uçan noel -baba-. Ve daha bir çok şey…

Film’e fim.gen.tr yorumu:
“Polar Express, The – (Kutup Ekspresi)
Şüpheci bir çocuk, Noel Baba’nın gerçekten varolup olmadığını merak eder ve Kuzey Kutbu’na doğru heyecanlı bir tren yolculuğuna çıkar. Yolculuğa çıkan diğer çocuklarla birlikte, kendilerini büyük bir maceranın içinde bulurlar. Bu küçük ve zeki çocuk, inananlar için hayatın mucizelerinin asla solmadığını kendisine gösteren bir keşif serüvenine dalacaktır.”

Youtube’dan: http://youtube.com/watch?v=p3su0ez4mrU

İzlediğimde çok gıbta ettim. Birincisi, çok iyi bir film (zira çocuklardan ziyade büyükler de keyifle izliyor), ikincisi ise sadece kutsal saydıkları bir amaç için el ele vermeleri.. Tom Hanks buna bir örnektir. Bizim dinimiz akıla ve mantığa bu kadar önem verirken neden böyle bir iş çıkarmıyoruz?

Örnekleri hiçte yok değil. Malezya’dan Ramazan ayında çocukları bilgilendirmeye yönelik tam da “The PolarExpress” kalitesinde programlar hazırlandı. Örnekleri burada:
http://ivideo.wordpress.com/2007/10/04/malezyali-muthis-kardesler/*

*Adreslere giremiyorsanız, ki wordpress yasağı devam etmekte; www.gizlen.net adresini kullanabilirsiniz.

Senai Demirci o meşhur kitabında diyor ki: “Yol açık, yola çık.”

Yolunuz açık olsun…

The Hills Have Eyes 2 (Tepenin Gözleri 2) yerlerde Mayıs 4, 2008

Posted by saika in Kutsal Amaçlar, Kötü Filmler, Zamazingo Filmler, Çok korkunç filmler.
Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,
add a comment

Her ilkini izlediğiniz filmin ikincisini de izleme meraklısıysanız The Hills Have Eyes için büyük hayal kırıklığına uğrayacaksınız.

the hills have eyes 2 sinema cinema movie

Filmin konusunu birinci filmden beğenmiştim zaten ve ikincisini izleme fırsatım olunca yine gayet güzel bir filmle karşılaşacğımı ummuştum. Tek kelimeyle; yanıldım. Aslında ilkini çekici kılan konusundan da çok mevzu bahis ailenin psikolojisiydi. Jenerik gayet güzeldi. Ses efektleri, bir korku filmi için enteresandı. Türkçesini izlemedim fakat bol küfürlü oluşu en kötü yanıydı. E peki ne oldu da bu kadar yerilmeyi haketti 2? USA-Irak savaşından sonra Bushumtırak zihniyet medya ve özellikle sinema piyasasına hatırı sayılır düzeyde el koydu. Filmlerin bazılarında “Biz haklıyız” diğer bazılarında ise “O tarafa (Müslümanları bol ülkeler,müslümanlar vs.) bulaşırsan başına mutlaka kötü bişey gelir” psikolojisi dayattırıldıkça dayattırıldı. Durum o ki, bazen bu abartı komediye de dönüştü. Zira bunu tam da bugün cnbc-e zamanzingo dizi kuşağında izledim. Şaşırdım. Güldüm. Düşündüm. İşte medya bu psikolojiyle çalkalattırılırken The Hills Have Eyes 2 de bu kazanın içine atıldı. Şekil verilmeye çalışıldı ama yakışmadı. Usa’nın biyolojik bombaları insanları insandışılaştırmıştı da, o bombanın sahibi hakikaten insancıl mıydı? Suç “bombada” deniliyor ve dedirttiriliyor. Ama siz de Malcolm X ruhu taşıyorsanız az biraz, deyin şimdi “Suç bombacıda”.

Not: Korku filmlerini sadece korkmak için izliyorsanız bu filmi izlemeyin.

Nota ek: Hatta siz hiç film izlemeyin.

Uyandır Ankanı Nisan 18, 2008

Posted by saika in Kutsal Amaçlar.
Tags: , , , , , , , , , , , , , ,
add a comment

Son izlediğim bu film, zamazingo blogumun ilk girdisi. Filmin ve zamazingonun lafı geçmişken sinema hakkındaki düşüncelerime daha sonraki yazılarımda değineceğim, inşallah. Zira, bana göre sinema bir çeşit amerikan tipi zamazingo silahıdır. Film izliyorum o halde zamazingoyum yahut zamazingo çeşit silahların türevleri tezlerine değinme işini yine diğer yazılarımıza bırakıp geçelim 2004 yapımı Flight of the Phoenix filmine. Nam-ı diğer Anka’nın Uyanışı. Bu Anka yabancı gelmedi gibi düşüncelerin kafanızdaki vızıltısına kulak vermeyi kesip Anka Kuşu Bana Sırrını Aç filmini hatırladıysanız “Anka” nın o gizemli tanımı hakkında bir kez daha konuşma zahmetine katlanmayacağım.

Anka’nın Uyanışı dört tip ve benzeri insan tipleriyle gerçekleşiyor. Maksimum bencil, kıroyum ama pilot benim, ne iş olsa yaparım abi ve bir de morale ihtiyacınız olduğu zaman sizi had safhada övüp kendinizden geçirebilen bir insan tipi. Peki bu insanlar Anka’yı nasıl uyandırır veya bu yeteneğe sahip olmaları onları kahraman yapar mı sorularına cevap verelim.

Maksimum bencil insan tipi, zorda kaldığınızda sizi iliğinize kadar sömürür ve görevi tamamlanınca kendini imha eder, zaten imha etmezse çevresi tarafından imha edilmesi gereken bir bomba haline dönüşmüştür bile. Eğer bu enaniyeti çevreyi çileden çıkarmadıysa henüz, Anka’yı uyandırabilir.

Kıroyum ama pilot benim insan tipi ise maksimumunki kadar acizdir fakat sabırlıysa Anka’yı uyandırabilir.

Ne iş olsa yaparım abi tipinin kuralları yoktur. Her an hangi tarafta olduğuna şüphe edersiniz ama eğer o iş Anka’yı uyandırmaksa bunu deniyebilir.

Morale ihtiyacınız olduğu zaman sizi had safhada övüp kendinizden geçirebilen tip yanınızda ise gerçek yönünüzü hiçbir zaman göremezsiniz hatta kendi niyetinizi bile karıştırabilirsiniz. Eğer bu övgü selinin yer çekimi kuvvetine etkisi varsa sizi uçurup Anka’yı uyandırmanıza yardımcı olabilir.

Aslına Anka illâ ki uyanacaktır, sizler oyununuza bakarsınız. İyi oyanayan kazanır. Ama şunu da unutmayın ki gerçekten varlığına şüphe duyduğunuz Anka, bir gün sizi uyandırabilir.